Büyük şair Pervin İtisamî, 25 İsfend 1285 yılında Tebriz’de dünyaya geldi. 7 yaşında şiir söylemeye başlayan Pervin’in 5600 beyit şiiri bulunmaktadır. Kaside, mesnevî ve ahlâkî ve dinî kıtalar yazmıştır. Güçlü bir sanatla, yetkin, sağlam aynı zamanda akıcı ve sade şiirler yazan Pervin, şiirinde Nâsır Hüsrev Kabadiyanî’nin etkisinde kalmıştır. Şiirleri tevhidî ruhu yansıtmakta olup Allah’ı tanımaya ilişkin öğretilerle doludur. Pervin, Fars şiirinin sultanı, bilge bir şairdir.
Tahran’da yaşayan Pervin İtisamî, 16 Ferverdin 1320 yılında vefat etmiştir. Kabri mukaddes Kum şehrinde Hz. Masume’nin türbesinin avlusundadir.
Pervin İtisamî’nin Kişiliği
Allâme Muhammed Kazvinî, Pervin’i “kadın şairlerin meleği” sözleriyle niteler. Fars ilminin ve edebiyatının büyükleri, bilge Pervin’e “İran şiirinin kraliçesi” lakabını vermişlerdir. Bilge Pervin’in şiiri, form ve kalıp açısından “düne ait”, düşünsel olarak ise “bugünün” şiiridir.
Pervin’in şiiri, uslûbu, kişiliği, felsefî düşüncesi ve ahlâkî görüşleri ile diğer birçoklarının şiirinden ayrılır. Pervin’in şiiri, bir zamana, bir duruma ve bir kişiye has değildir. Beğenilen yüce ahlâk, tehzip, terbiye ve talimin şiiridir. Ruhu yücelten sevginin, duygunun ve erdemin şiiridir. Ona çekicilik katan, şiirindeki çaba, himmet ve girişimcilik nağmesidir. Şiiri, uyanış, takvâ ve kurtuluş türküsü; zulme direniş çağrısıdır.
Pervin’in şiiri, diğerlerinin manzumelerinde görülen yapmacıklıktan uzaktır. O, farklı ortamlarda inancını açık bir şekilde beyan etmekten çekinmemiştir. Kasidelerinde, temsillerinde ve seçtiği konularda O’nun bu imtiyazı kendisini göstermektedir. Pervin, özgür, hassas, ince ruhlu, yaratıcı ve bağımsız bir bireydir. O, dalkavukluktan uzak ve yüce bir onura sahiptir.
Pervin İtisamî’nin Şiirinin Niteliği Hakkında
O, “Nohut ve Fasulye” şiirinde olduğu gibi teşbih sanatında benzersizdir. “Mercimek ve Burçak” şiirinde olgunlaşma ve kemâle ermeyi işlemiş, “Seher Vaktinin Ümitsizliği” adlı şiirinde ise soyut varlıklara can vermiştir. Tasvir ve hayalin kendine has yansıması ki değerli bir yöne sahiptir “İp ve Bahçıvan” şiirinde kendini göstermiştir. Yine “Zincir” adlı şiirinde bir delinin ayağına bağlanan zinciri tasvir etmiştir. Bu zincir, delinin dinleyicisi ve sabır taşıdır ve şairâne bir şekilde delinin sözlerini anlamaktadır.
“Bir divane bir gün ayağında ki zincire şöyle dedi
Belli ki akıl ehli korkmuşlar benden
Ben zinciri hak ettim de beni bağladılar
Kimse sormadı ki onlar neyi hak eylediler.
………
Avazıma, dansıma hep gülüp alay ettiler
Halbuki kendileri her fırsatta raks edip eğlendiler.
Ben aynayım ki bu akıl ehli bana bakıp
Kendilerini seyrederek gülüp eğlendiler.
…
Ben kusurumu gizlemek için çaba sarf etmedim
Onlar onca kusurlarını örtüp riya eylediler.
Onların defterinde nice rezaletler ki görmedim
Bundandır herhalde benim defterimi dürdüler.”
Şiirin hamuru aşktır. Pervin, bir büyük şairin sahip olması gereken gerçek aşka yani hakîkate, maneviyata ve makulata yönelik aşka sahiptir. O öyle bir aşktır ki insanın yaratılış temeli onun üzerine atılmıştır. Bu aşk Pervin’in Dîvânı’nın esasını oluşturmaktadır.
Pervin İtisamî, yaşadığı dönemde eşitsizliği, zorbaların ve yöneticilerin zulüm ve baskısını yakından tanımış, zalimlerle mücadelede pay sahibi olmuştur. Kalem kılıcı ile savaş meydanına çıkmış, sağlam bir duruş ile zulme karşı koymuştur.
Mazlum insanı savunuşunun yankısı “Kapıcı Hırsız” şiirinde; zulme karşı direnişi ise “Yetimin Gözyaşı” adlı şiirinde en yüksek seviyesine çıkmıştır. Kalbi, halkın fakirliği karşısında ezilmiş, Rıza Han’ın doymak bilmezliğine karşı ise mücadele etmiştir.
Bir Padişah sokaktan geçerken bir gün
Kalabalıktı halk izdihamdı o gün
Bir yetim çocuk seslendi korkak edayla
Nedir onun başında parlayan şey dedi
Bilmem ama anlaşılan çok pahalı dedi biri
O anda yaşlı bir kadın geldi, çocuğum dedi
Benim gözyaşım, senin ahındır parlayan
…..
Yetimlerin gözünden akan yaşlara bak
Bak ki göresin onun parıltısı nedendir.
Pervin, insanoğlunun mazlumluğunu düşünür. Onun için ırkın, dinin, dilin ve ulusun anlamı yoktur. Ey “Eziyet Gören” adlı şiiri onun bu inancını göstermektedir.
Güneş altında yanar kavrulursun ey ezilmiş
Bir lokma ekmek için ter akıtarak ey ezilmiş
Bunca yük altında toz-toprak içindesin
Kınanmaktan başka kazancın ne ey ezilmiş?
…
Rüşvet ile hüküm veren kadılar varken
Dileğini kim duyacak ey ezilmiş
Akşam ekmeğin yoksa evine gam yeme!
Efendiler bolca yemişler toklar ey ezilmiş
Işığın yoksa yakacak evinde yine üzülme!
Bak gökyüzünde parlayan ay var ey ezilmiş
İlim elitler içindir okumak onlara şayan
Sana ne ilim ve irfandan ey ezilmiş
Pahalı elbise giyen layıktır ve ulu bu diyarda
Sen ise yamalı giysilisin ey ezilmiş
İktidar ne yazmışsa sen ona uymalısın
Kim hesap soracakmış onlara ey ezilmiş.
Pervin, zulüme karşı mücadele konusunu en güzel biçimiyle “Yaşlı Kadın’ın Adalet İsteği” adlı şiirinde işler.
Yaşlı kadın avdan dönen padişahın önünü keser ve bir defa olsun sarayından çık bizim gibi fakirlerin evine de uğra der.
Sen saraylarda zek ve safa içinde yaşarken raiyet diye adlandırdığın halk bak nasılda senin refahın için koyulan vergilerden inlemektedir diye şikâyetlerini sıralar ve
“Yeme içme sırasında bizim ekmeksiz soframıza bak
Göreceksin ki orda refahın ne adı ne de san var.”
“harap oldu zulmün elinden her köy her ev,
Reva değil padişah denilsin sana, sen eşkıyasın.”
Veya “Kadı” adlı şiirinde o, altın ve gümüşe tamah edip de hataya düşen kadıların adalet yerine nasıl zulüm işlediklerini anlatır.
“Yıldırım” adlı şiirindeki şu beyit Pervin’in yüce ruhunun göstergesidir.
“Gönlü kararmışların bu karalıktan üzüntüsü mü var
Bihaberlerin Allah’tan ne haberi var?”
Pervin öyle büyük bir şairdir ki kafiye sorunu yaşamaksızın 52 beyitlik bir şiir yazmıştır.
Pervin’in gazelleri, beş şiiriyle “Arzular”, “Yadigâr” gibi şiirleri edebiyat alanında şaheser sayılır.
Pervin’in duygu dolu düşünceleri o kadar incedir ki insan toplumuna müptela olmuş sorunları iki damla kan ile de anlatabiliyor. Zenginin fakire karşı övünmesi, şahın dilenci karşısındaki iftiharı ve akıllının deli karşısında kendisini üstün görmesi gibi.
“Bir damla kan diğerine seslenir ey kan!
Ben bir şekilde buraya elden düşmüşüm
Diğeri der ki ben de dikenin acısıyla
Diken toplayanın ayağından damlamışım”
Pervin şiirlerinde yetimleri, elden ayaktan düşmüş yaşlı kadınları, eziyet görmüş dul kadınları ve diğer mahrum insanları konu edinmiştir.
İki şiirin münazarası bir hamasettir. Pervin’in şiirinde ilginç münazaralar vardır. Pervin’in en ilginç münazarası “Cahil Mimar” adlı şiirinde geçer. Bu şiirde karınca ile karıncayiyenin hikâyesi anlatılır. Karınca düşüncelerini ve kış için azık toplama çabalarından bahseder yeraltında ki mimari şaheser saydığı yuvasını anlatır ve karıncayiyenin basit gördüğü yuvasıyla alay eder. Oysa karıncayiyenin özel bir çabası yoktur azık toplamak için. Her an tuzağına bir karınca düşürmekte ve yiyeceğini böylece elde etmektedir. Karınca o kadar çok çalışıp çabalamaktan söz eder ve bu konuda o kadar ısrarcı davranır ki sonunda karıncayiyen onu tuzağına düşürmüş olmanın edasıyla cahil mimar adlandırdığı karıncaya böbürlenmenin nelere mal olacağını anlatır.
Pervin bir kasidesinde dünya hayatına sıkısıkıya bağlanan ve mutsuz olan insana şöyle hitap eder:
“Ey gönül boş yere dünya gamı çekme
Gelmemiş yarın için düşünceye dalıp gitme”
Kadının Konumu
Pervin, dünyevî aşktan hiçbir zaman söz etmemiştir. Bunun nedeni onun dünyevî aşkın hiçliğini bilmesinden ve bu hekîm şairin fıtrî hicap ve hayasından kaynaklanmaktadır. Pervin’in aşkı yücedir ve beşeriyet âlemine sevgi çerçevesindedir. Dr. Zerrinkub’un deyimiyle o: “şiir ve irfân diyarında erkek gibi kadındır.”
Pervin kadının hamasetini, kadının duygusal irfanına dönüştürmüştür. Pervin şiirinde kadının irfanî ve duygusal ruhunu göstermeye gayret etmiştir.
Pervin bazı şiirlerinde kadının hakları konusunu bağımsız olarak ta işlemiştir. Kadının konumu ile ilgili olarak söylediği en büyük şiir “Üns Meleği” adlı şiiridir. O bu şiirinde kadının kişiliğini gönül alıcı bir şekilde resimlemiş, kendi dinî inançlarının tamamından bu şiirinde faydalanmıştır.
“Kadının olmadığı sarayda, üns ve şefkat yoktur.”
“Fakirin Üzüntüsü”, “Güçlü ve Güçsüz”, “Yoksul”, “Karabahtlı”, “Yaşlı Kadının Şikayeti”, “Yaralı Kalp”, “Keman ve Kaza”, “Arzulu Çocuk”, “Uzak Görüşlü Anne” gibi şiirlerinde kadını, özellikle anneyi savunmuştur.
Pervin İtisamî, halktan çokça söz eden, ancak halkın kendisinden çok az söz ettiği bir şairdir. Oysa değerlerin ve düşüncelerin şairi olduğu için onun anısı değerlidir. Çünkü o, özgürlüğün, direnişin yıldızıdır. Şiirleri tevhidî düşünce ile dolu, dinî ve Kurânî içerikle kaplıdır. Hikmet dolu şiirleri muhtelif toplumsal sınıfların dili olmuştur. Pervin’in şiirinin, halkın şuur ve düşüncesinin aynası ve kurtuluş şevkinin aydınlık çeşmesi olduğu söylenebilir. O, edebiyat feleğinin yıldızı, İran edebiyat semasının parlak yıldızıdır.

