Gidip Kerbela’ya, ben efendimin
Kapısında boyun büksem ağlasam
Önünde bin defa eylesem yemin
Hıçkırıp, içimi çeksem ağlasam
Bilirim ki orda titrer dizlerim
Yıllar oldu efendimi özlerim
Ağlaya ağlıya şişse gözlerim
Dertli yüreğimi yaksam ağlasam
Zirvesine çıksam derd ü ahımın
Keffareti olsa tüm günahımın
Eşiğine yüzüm sürsem şahımın
Doyunca gözyaşı döksem ağlasam
Varlığımı kurban etsem adına
Lütfüyle erişse can muradına
Başsağlığı versem son evladına
O, nurlu yüzüne baksam ağlasam
Ağlasam Zeyneb’in mahzun haline
Alemdar’ın kalem olan koluna
Yüzümü çevirsem Fırat yoluna
Şöyle dişlerimi sıksam ağlasam
Ağlatsam toprağı taşı yeridir
Yansa yüreğimin başı yeridir
Kurusa gözümün yaşı yeridir
Kalbimin bendini yıksam ağlasam
Rahmet pınarından içsem bir yudum
Şahım nazar etse, artsa umudum
Çığlığa dönüşse sesim, sükûtum
Çağlasam sel gibi aksam ağlasam
Secde kılsam toprağına şahımın
Selam dursam sancağına şahımın
Hiç düşmesem uzağına şahımın
Aşkın minasına çıksam ağlasam
Bana Arafat’tır Kerbela çölü
Hüseyin’siz âlem ölüdür ölü
Hüseyin ıtırlı kırmızı gülü
Bağrımın başına taksam ağlasam
Ağlasam o güle, Resul ağlamış
Murteza, Mücteba, Betul ağlamış
Hakkı hakça bilen her kul ağlamış
Huzurunda yüzü ak-sam ağlasam
Ey şahım, bize de kapıları aç
Nuru Velayet’ti tüm âleme saç
İnsanlık, oğlunun zuhruna muhtaç
Bu aşk ile pir u paksam ağlasam
Yaşar TOPKAYA
27.12.2007
.

